RSS

Kağıt icat ?

Sun, May 21, 2006

Yorum Yok

Kağıt icat ?

Kağıt Paranin Tarihcesi

Para icat edilmeden once, deniz kabugundan kiymetli metallere kadar cesitli mallar degisim araci olarak kullanilmistir. Tarihi kayitlara gore, M.Ö. 118 yilinda Çinliler deri para kullanmislardir. İlk kağıt para ise M.S. 806 yilinda yine Çin’de ortaya cikmistir.

Batida kağıt paralarin basilmasi ve kullanilmasi 17 nci yuzyilin sonlarina rastlamaktadir. İlk kağıt paranin 1690’li yillarda Amerika Birlesik Devletleri’nde Massechusetts Hukumeti, İngiltere’de ise “Goldsmiths” ler tarafindan basildigi ve dolasima cikarildigi, 1694 yilinda İngiliz Merkez Bankasi ve daha sonra diger ulke merkez bankalarinin kurulmasi ile de yayginlastigi gorulmektedir.

A) Osmanli İmparatorlugu’nda Kağıt Para

1) Kaime

Osmanli İmparatorlugu’nda ilk banknotlar idari, sosyal ve yasal reformlarin gundeme geldigi tanzimat doneminde tedavule cikarilmistir. Banknotlar bu donemde esas olarak reformlarin finanse edilmesi amaciyla basilmistir.

İlk Osmanli banknotlari Abdulmecit tarafindan 1840 yilinda “Kaime-i Nakdiye-i Mutebere� adiyla, bugunku dille “Para Yerine Gecen Kağıt�, bir anlamda para olmaktan cok faiz getirili borc senedi veya hazine bonosu niteliginde olmak uzere cikarilmistir. Bu paralar matbaa baskisi olmayip, elle yapilmis ve her birine de resmi muhur basilmistir. Kaimelerin zaman icerisinde taklidinin kolayca yapilmasi ve kağıt paraya olan guvenin azalmasi nedeniyle 1842 yilindan itibaren matbaada bastirilmasina baslanarak, el yapimi olanlarla degisimi saglanmistir. Osmanli İmparatorlugu’nda 1862 yilina kadar cesitli sekil ve miktarlarda kaime ihrac edilmistir.

Osmanli İmparatorlugu’nda, 1856 yilinda İngiliz sermayesi ile kurulan Osmanli Bankasi “Bank-i Osmani�, 1863 yilinda Fransiz ve İngiliz ortakliginda “Bank-i Osmanii Şahane� adiyla bir devlet bankasi niteligini kazanmistir. Osmanli İmparatorlugu’nun sik sik Avrupa piyasalarindan borclanmak zorunda kaldigi donemlerde İngiltere ve Fransa, devletten ziyade, kendi idaresi altindaki bu bankaya guven duymus ve mali iliskilerini bu banka kanaliyla yurutmeyi tercih etmistir.

Osmanli İmparatorlugu, Osmanli Bankasi’na hukumetin hic bir bicimde kağıt para basmayacagi ve baska bir kuruma da bastirmayacagi taahhudunde bulunarak, 30 yil sure ile kağıt para ihraci imtiyazini vermistir. Osmanli Bankasi ilk olarak 1863 yilinda, istendiginde altina cevrilmek uzere, Maliye Nezareti ve kendi muhurlerini tasiyan banknotlari tedavule cikarmis, 1863-1914 yillari arasinda da cesitli sekil ve miktarlarda banknot ihrac etmistir.

Yukarida belirtilen taahhut verilmekle birlikte, Osmanli yonetimi Osmanli Bankasi ile anlasarak, halk arasinda “93 Harbi” olarak bilinen 1876-1877 Osmanli-Rus Savasi sirasinda, savas masraflarini karsilayabilmek amaciyla kaime ihrac etmistir.

2) Evrak-i Nakdiye

Birinci Dunya Savasi sirasinda Osmanli Bankasi hukumetin avans ve banknot ihrac istegini geri cevirmistir. Osmanli Bankasi’nin savas doneminde banknot ihrac ayricaligini kullanmayacagini aciklamasi uzerine Osmanli yonetimi, 1915 yilindan itibaren altin ve Alman hazine bonolarini karsilik gostererek dort yil boyunca, yedi tertipte toplam 160 milyon liranin uzerinde banknot cikarmistir. Bu banknotlar “evrak-i nakdiye� adi altinda Turkiye Cumhuriyeti’ne intikal etmistir.

B) Cumhuriyet Donemi Banknotlari

Osmanli İmparatorlugu’ndan intikal eden evrak-i nakdiyeler, Cumhuriyetin ilk yillarinda para bastirilamadigindan, 1927 yili sonuna kadar tedavulde kalmistir.

Bir devletin egemenlik ve bagimsizlik sembolu olmasi nedeniyle, Turkiye Buyuk Millet Meclisi’nde, 30 Aralik 1925 tarih ve 701 Sayili “Mevcut Evrak-i Nakdiyenin Yenileriyle İstibdaline Dair Kanun� kabul edilerek ilk Turk banknotlarinin bastirilmasina karar verilmistir. Bu kanun ile, mevcut evrak-i nakdiyenin ayni nitelik ve miktarda kağıt para ile degistirilmesi esas alinip, paranin sekli ve basilip degistirilmesi gibi konulari duzenlemek uzere, Maliye Vekaleti’nden bir temsilcininin baskanliginda Ziraat, Osmanli, İtibar-i Milli, İs, Akhisar, Tutunculer ve Aksehir bankalari ile Turkiye’de faaliyet gosteren diger baslica bankalarin birer temsilcisinden olusan bir komisyonun gorevlendirilmesi hukme baglanmistir.

1) Birinci Emisyon (E1) Grubu Banknotlar

Donemin Maliye Bakani Abdulhalik Renda baskanligindaki komisyon 9 aylik bir calisma sonunda 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1.000 liralik kupurlerden olusan Birinci Emisyon Grubu banknotlarin basilmasi kararini almis ve basim isi, bir İngiliz firmasi olan Thomas De La Rue’ya verilmistir. Bu banknotlar, filigranli kağıtlara kabartma baski teknigi ile basilmistir.

Bu emisyon grubundaki banknotlar 1 Kasim 1928 Harf Devrimi’nden once bastirildigi icin ana metinleri eski yazi Turkce, kupur degerleri ise Fransizca olarak yazilmistir.

İlk Turkiye Cumhuriyeti banknotlari olan Birinci Emisyon Grubu banknotlar 5 Aralik 1927 tarihinde dolasima cikarilmistir. Tedavulde bulunan mevcut evrak-i nakdiyeler ise, 4 Aralik 1927 tarihinden itibaren dolasimdan cekilerek 4 Eylul 1928 tarihinde degerlerini yitirmistir.

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi’nin Kurulusu

Cumhuriyet Yonetiminin, banknot ihraci imtiyazinin, kurulacak bir milli bankaya verilmesi konusundaki kararliligi cercevesinde, Turkiye Buyuk Millet Meclisi’nce 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayili Kanun ile Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi’nin kurulmasi kabul edilmistir. Banka, gerekli hazirliklar tamamlanarak 3 Ekim 1931 tarihinde faaliyete gecirilmis ve banknot ihraci imtiyazi munhasiran Merkez Bankasi’na verilmistir.

2) İkinci Emisyon (E2) Grubu Banknotlar

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi kurulduktan sonra, harf devriminden once basilan eski yazili banknotlar, latin alfabesi ile basilmis yeni banknotlarla degistirilmistir.

Latin alfabesi ile hazirlanmis yeni banknotlar, 50 Kurus, 1, 21/2, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1.000 Turk Liralik olmak uzere 9 farkli degerde ve 11 tertipten olusmustur. Sozkonusu banknotlardan 50 Kurusluk Almanya’da, digerleri ise İngiltere’de bastirilmistir.

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi tarafindan dolasima ilk cikarilan banknot olan 5 Turk Liralik banknotu da iceren İkinci Emisyon Grubu banknotlar, 1937-1944 yillari arasinda tedavule cikarilmistir.

İkinci Emisyon Grubu icinde hem Ataturk, hem de İnonu portreli banknotlar yer almaktadir.

İkinci Dunya Savasi sirasinda tedavule verilmeyen banknotlar

Bu emisyon grubu icinde İngiltere’de bastirilan ancak, İkinci Dunya Savasi sirasinda banknotlari Turkiye getiren geminin Pire Limaninda hucuma ugrayip batmasi sonucunda denize dokulen İnonu resimli 50 Kurusluk ve 100 Turk Liralik banknotlar ile yine İngiltere’de bastirilan ancak, Londra’daki bir hava hucumu sirasinda basildigi matbaa zarar goren 50 Turk Liralik banknotlar dolasima verilmemistir.

3) Ücuncu Emisyon (E3) Grubu Banknotlar

Tamami İnonu portreli olarak bastirilan Ücuncu Emisyon Grubu banknotlar, 1942-1947 yillari arasinda dolasima cikarilmis olup, 21/2, 10, 50, 100, 500 ve 1.000 Turk Liralik kupurlerden olusan 6 farkli degerde, 7 tertip olarak İngiltere, Almanya ve Amerika’da bastirilmistir.

4) Dorduncu Emisyon (E4) Grubu Banknotlar

Yedi emisyon grubu icinde en az farkli degerde banknotu ve tertibi bulunan Dorduncu Emisyon Grubu banknotlar 10 ve 100 Turk Liralik kupurlerden olusan 2 farkli degerde, 3 tertip olarak Amerika Birlesik Devletleri’nde bastirilmistir. 1947 ve 1948 yillarinda dolasima cikarilan bu emisyon grubu banknotlarin tamami İnonu portreli olarak bastirilmistir.

5) Besinci Emisyon (E5) Grubu Banknotlar

Besinci Emisyon Grubu banknotlar, 21/2, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1.000 Turk Liralik kupurlerden olusan 7 farkli degerde, 32 tertip olarak basilmis ve 1951-1971 yillari arasinda dolasima cikarilmistir.

Ülkemizde bir Banknot Matbaasi kurulmasi calismalarina 1930’lu yillarin sonlarina dogru baslanmis ancak, İkinci Dunya Savasi’nin baslamasi ile bu calismalara devam edilememistir. 1951 yilinda yeniden baslatilan Banknot Matbaasi kurma isi 1958 yilinda tamamlanmis ve ayni yil banknot basimina baslanmistir.

Besinci Emisyon Grubu banknotlarin bir kismi İngiltere’de, bir kismi da ulkemizde basilmistir. Halk arasinda “Mor Binlik� olarak adlandirilan 1.000 Turk Liralik banknot da bu emisyon grubu icinde yer almaktadir.

Dolasima verilen banknotlar 1958 yilinda Banknot Matbaasi kuruluncaya kadar Amerika Birlesik Devletleri, İngiltere veya Almanya’da bastirilmis olup, Banknot Matbaasi’nda basilan ilk banknot Besinci Emisyon Grubu III. Tertip 100 Turk Liralik banknottur.

6) Altinci Emisyon (E6) Grubu Banknotlar

Altinci Emisyon Grubu banknotlar 5, 10, 20, 50, 100, 500 ve 1.000 Turk Liralik olmak uzere 7 farkli degerde, 18 tertipten olusmakta olup, 1966-1983 yillari arasinda dolasima cikarilmistir. Bu banknotlardan I. Tertip 20 Turk Lirasi İngiltere’de, digerleri ise Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi Banknot Matbaasi’nda basilmistir.

7) Yedinci Emisyon (E7) Grubu Banknotlar

1979 yilindan itibaren dolasima verilmeye baslanan Yedinci Emisyon Grubu banknotlar 2002 yili itibariyle; 10, 100, 500, 1.000, 5.000, 10.000, 20.000, 50.000, 100.000, 250.000, 500.000, 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000 ve 20.000.000 Turk Liralik olmak uzere 15 farkli degerde, 36 tertipten olusmakta olup, banknotlarin tamami Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi Banknot Matbaasi’nda basilmistir.

Cumhuriyetin kurulusundan gunumuze kadar 7 emisyon grubunda 21 farkli degerde, 114 tertip banknot bastirilip dolasima cikarilmistir. İlk alti emisyon grubundaki banknotlarin tamami ile yedinci emisyon grubundaki banknotlarin bir kismi degisik tarihlerde dolasimdan kaldirilmis ve 10 yillik zamanasimi surelerinin sonunda degerlerini yitirmislerdir. Halen dolasimda bulunan banknotlarimizin tamami yedinci emisyon grubuna aittir.

Faaliyete gectigi 1958 yilindan bu yana banknotlarimizin basimini surduren Banknot Matbaasi, uzun bir deneyim sureci gerektiren banknot uretiminin orijinal kompozisyon ve kaliplarini da cagdas standartlarda yapacak duzeye gelmis ve dunya standartlarindaki 1.000.000, 5.000.000, 10.000.000 ve 20.000.000 Turk Liralik banknotlarimizin her turlu tasarim, kalip ve baski islemlerini tamamen kendi kadro ve donanim olanaklari icinde basariyla gerceklestirmistir.

Yazιyι Görüntüle...

GüneÅŸ’in sıcaklığı derece ?

Sun, May 21, 2006

1 Yorum

GüneÅŸ’in sıcaklığı derece ?

GüneÅŸ, GüneÅŸ Sistemi’ndeki en buyuk gok cismidir. Çok sicak ve yanmakta olan bazi gazlardan olusur. Bu nedenle, yuzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombasi patlamasina esit gucte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dunyamiz’in buyuklugunun 40-50 kati olan alevler fiskirir.

Atesten bir topa benzeyen GüneÅŸ, yuzeyinden cok buyuk bir isi ve isik yayar. Eger, GüneÅŸ olmasaydi, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kapli olurdu. En onemlisi Dunya’da yasam yani biz olamazdik. GüneÅŸ’in sıcaklığı derece 6000 dis yuzeyinde, icindeki sicaklik ise 12 milyon derece dir.

Yazιyι Görüntüle...

Ay ikinci insan ?

Sun, May 21, 2006

Yorum Yok

Ay ikinci insan, Ay’a ayak basan ikinci insan Edwin “Buzz” Aldrin. Apollo 11 uzay araci ile 20 Temmuz 1969 tarihinde Ay’a ayak basan ilk insan ise Neil Armstrong’dur.

Neil Armstrong’un Ay’a ayak basmak ile ilgili olarak soyledigi “Benim icin ufak bir adim, fakat insanlik icin buyuk bir” sozu, 20. yuzyilin en onemli sozleri arasindadir. Ay ikinci insan boyle.

Yazιyι Görüntüle...

Dünyanın en büyük elması

Sun, May 21, 2006

Yorum Yok

Dünyanın en büyük elması, “Altin yildonum” (50. yildonum) anlamina gelen 545.67 karat’lik “Golden Jubilee”dir.

Altin yildonum, 273.85 karat’lik “Yuzuncu yildonum” (Centenary Diamond) elması’nin tasarimcisi Gabi Tolkowsky’nin eseridir.

Tas, adini 1997 yilinda 50. tac giyme toreni sirasinda Tayland krali’na verilmis olmasindan almakdadir.

“Altin Yildonum” (Golden Jubilee)

Dünyanın ikinci en büyük elması ise 1905 (Ocak, 26) yilinda Guney Afrika Pretoria’da 3,106 karat olarak bulunmasindan sonra, 9 parcaya bolunen “Cullinan” elmasından elde edilen “Afrika’nin Büyük Yildizi” (Star of Africa)dir. 530.2 karatlik 74 yuzlu dünyanın en büyük ikinci elması “Afrika’nin Büyük Yildizi” Britanya tacina yerlestirilmistir.

“Afrika’nin Büyük Yildizi”

(Star of Africa)

Dünyanın ucuncu büyük elması ise “Essiz” anlamina gelen 407 karat’lik Incomparable’dir.

2001 yilina kadar satilmis olan en degerli elmas (karat basina degeri ile) 0,95 karat’lik Hancock Red’ dir. Tas, $880,000′a ($926,315 karat basina gelen deger) en büyük elmas koleksyoncusu oldugu soylenen Brunei sultani tarafindan satin alinmistir.

1 Karat 0.2 gram’dir.

Yazιyι Görüntüle...

Pusulayı kim icat etti ?

Sun, May 21, 2006

Yorum Yok

Pusulayı kim icat etti ? Pusulayı MS 100 yılında Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşti. (Pusulayı kim icat etti ?)

Hani bu sabit sorular varya onlardan biri :)

Yazιyι Görüntüle...

Klavye Mağdurları :)

Sat, May 20, 2006

Yorum Yok

Asla bilgisayar kullanamayanlarla dalga geçmek istemiyorum ama uff ya ne yapabilirim ki :) Resmen gelde zorla gül bize diyorlar. Bu CRTL-ALT-SHIFT-ESC gibi İngilizce terimler insanlarımıza neler cektiriyo bi bilseniz. Bu satırları okuyanlar hepsi biliyor da çaktırmıyorum. Çünkü kullananlara gülemiyorlar içten içe.
Türk halkı diyor ki onlar neden İngilizce??? Bende diyorum ki Türkçesini sen koy!!! :) Ama doğruya doğru. Be kardeşim onun Türkçesi olmazki…
-Â Â Â ESC ney?
-   Escape yani!!! Kaçış kaçışşş..
-   Himm.. Türkçesi ne olacak o tuşun. KÇŞ mı?
-   (Sadece susuyorum valla) (Yuh oha hatta çüşünüz one ya :) )
-   Abi KaÇeŞe tuşuna bas.
-Â Â Â Ney??
-   KaÇeŞe
-Â Â Â O hangisi la
-Â Â Â Solda tek duran varya
-Â Â Â Ha tamam buldum daa. Bu Neydi???
-   KaÇeŞe abi
-Â Â Â Ne iÅŸe yarar.
-   Kaçmaya (Film şeridi burada kopuyo :) Başka söze ne hacet )
-   Neyi kaçırıyo.
-   IIıııı Şeyyy abi yaaa hımmmmm anladın mı?
-   Hee yani ıııııı şeyyy abi yaaa hımmmmm anladım çok işe yarıyomuş.

Bunu anlattımd, çok gülüyorum aklıma bişi geldi. SPACE tuşu. Tamam bu boşluk olarakda yer edindi amaaaa;
-Â Â Â Sipeyse bas abi
-Â Â Â Yaniii
-Â Â Â BoÅŸluÄŸa bas abi!!!
-   Klavyede boşlukmu var? Ben hiç görmedim..
-   Ya ağabeycim öyle boşluk değil.Tuşun adı boşluk. Altta şöyle uzanmış olan tuş varya. Biz ona sipeys diyoruz.
-Â Â Â Yani???
-   Hay senin… Tamam abi basma boşver sipeys mipeys yok.

Anlat anlat bitmez ki bu tuşlar. Bunun CTRL si var ALT ı var :)

-Â Â Â Amca ALTa bas.
-Â Â Â ???
-   Amcacım ALT ALT!!!!
-Â Â Â ???
-   Amca sen PCyi ne zaman aldın.
-Â Â Â Ben neyi???
-   Oğluna ver telefonu………..
-Â Â Â Efendim.
-   ALTa elini basılı tut.
-   Tamam abi altına basıyorum DA ne işe yarayacak???
-   Nasıl yani altına?
-   Abi altına bas dedin ya bende telefonun altına basıyorum…
-   Hööö. Sen hiç bilgisayar kullandın mı?
-   Yooo bilgisayarı ablam aldı.
-   E niye beni aradınız???
-   Babam şey dedi “Her soruya cevap verebiliyorlar mı ? diye merak ettim�
-   Hıııı????
-   Dıııttt dııtttttt dıtt dııııııııt
-   Kapattılar :@

Heyttt be :D ne yazılar ya ben kendim yazmama ragmen yarılma kıvamına geldim :) birde klavye satın alma sanatı vardır. Şimdi diyeceksini biliyorum ne sanatı bu diye? Ben şahsen kendimden biliyorum pahalı klavye satın almam.Gereksiz görüyorum pahalı klavyeyi. Ucuz klavyedede yazı yazabiliyorum. Mikrosoftun wayırless olması şartmı değil :). Bazıları diyo bu cimri. Ne alakası var ucuzlar daha ortopedik heminem.Vayyy be ortopeki uzmanıyım sankide klavyenin ortopedik olduğundan baahsediyom :) Neyse konumuza ışınlanalım. Ucuz mucuz ama çok rahatını arıyorum. Kimi var çok sert onu asla kullanmam, elimi değince çalışcak bişi ararım.Bendende tavsiye sert klavye kullanmayın :)
Diyeceğim şu klavye madurlarıyla nolur Allah aşkına yalvarıyorum dalga geçmeyin ( hehe sipeys :) ) Herkes yeni kullanıyor olabilir cıss olur valla dalga gemceyim :)

Yazιyι Görüntüle...

Herkes için Yeni Nesil Linux Ubuntu

Sat, May 13, 2006

Yorum Yok

Win FOSS Ubuntu Linux kullanmaya karar vermiş her türden kulanıcıya (linux guruları haricinde) hitab eden, çok leziz bilgiler ve tadında yazılmış ipuçları içeren bir site… Tavsiye ederim…
Ayrıca suanda giderek kullanımı yaygınlasıyor Ubuntunun bildiriyimm.. Ayrıyetten bunlarda var..

Yazιyι Görüntüle...

Google da en cok arananlara baktımda.. (Telefonu Kim icat etti, bilgisayarı kim icat etti vs vs.. )

Tue, May 9, 2006

11 Yorum

Bende kalktım arastırdım telefonu kimin icat ettiğini buldum sizinle paylaşmak istiyorum daha neler neler paylaşcam sizinle bu cok zevkli okuyun genel kültürünüz artsın ben sevdim :)

Telefonun İcadı

Edinburg doÄŸumlu Alexsander Graham Bell, Amerikan yurttaÅŸlığına geçmiÅŸti ve sağır bir kıza aşıktı. Sağırlara nasıl yardımcı olabileceÄŸini düşünüyordu. Boston Üniversitesi’nde ses fizyolojisi profesörü iken sesleri mekanik olarak yeniden üretme fikri kafasını sürekli meÅŸgul ediyordu.

Ses dalgaları, elektrik akımına dönüştürülebilirse, o zaman elektrik akımının da bir devrenin öteki ucunda yeniden sese dönüşürülebileceÄŸini düşünüyordu. 1876 yılıydı. Bir gün sesi taşımak üzere tasarladığı bir araçla deney yaparken, pilin asiti pantolonuna döküldü. Asistanı Thomas Watson’dan, Watson’ın binanın baÅŸka bir tarafında olduÄŸunu bilmeden yardım istedi.

Bundan sonra neler olduÄŸunu laboratuvar notlarında şöyle anlatır: “Ağızlıktan ÅŸu tümceyi söylemiÅŸtim: ‘Bay Watson, buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.’ Åžaşılacak bir ÅŸey, ama geldi ve söylediklerimi duyup anladığını söyledi. O’ndan sözlerimi yinelemisini istedim. Harfi harfine yineledi. Sonra yer deÄŸiÅŸtirdik Watson, kitabın birinden ağızlığa birkaç bölüm okurken alıcıdan dinledim. Çıkan seslerin alıcıdan geldiÄŸine hiç kuÅŸku yoktu. Duyulan ses yüksek, ama anlaşılmaz ve boÄŸuktu. Ne söylendiÄŸini çıkaramadım, ama rastgele bazı sözcükler çok açıktı; en sonunda da çok açık ve anlaşılır biçimde “Bay Bell, söylediklerimi anladınız mı” tümcesi duyuldu.

Bell, bir yıl sonra telefonun patentini aldı. Birkaç ay sonra Bağımsızlık Bildirgesi’nin yayımlanışının 100. yıl kutlamalarının en coÅŸkulu günleriydi. Konuk Brezilya İmparatoru 2.Pedro, “Bu konuÅŸuyor” diye haykırarak onu bütün dünyaya duyurdu.

Telefon bulunduÄŸu sıralarda, Amerikalı bir belediye baÅŸkanı “Bir gün her kentte bir tane olacak” dediÄŸinde cüretkar bir öngörü sayıldı. İngiltere’de de Postane BaÅŸmühendisi Sir William Preece, bir halk komitesinde, “Amerikalıların telefona ihtiyaçları var, ama bizim yok. Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var” dedi.

Arthur C. Clarke, yirminci yüzyılın sonlarından önce dünyadaki her köyde değil, her evde bir telefon olacağını daha o günden tahmin etmişti.

Thomas Edison, telefonu geliÅŸtirdi, gramofonun habercisi olan fonografı buldu. Joe Nickell, bu ÅŸeyin kolay kabul görmediÄŸini şöyle anlatır: “1878′de, Fransız Bilimler Akademisi’nin üyeleri Du Moncel’in, Thomas Edison’un son buluÅŸu ile ilgili olarak gerçekleÅŸtireceÄŸi bir gösteriye tanıklık etmek için toplanmışlardı. Toplantıya ünlü fizikçi Jean Bouilland da katılmıştı. Küçük, ilkel fonograf konuÅŸmaya baÅŸladığı sırada (Du Moncel’in biraz önce söylediÄŸi sözleri yanlışsız yinelerken) 82 yaşındaki Bouilland, fizikçinin üzerine atılıp boÄŸazına sarıldı.

“Seni sefil!” diye bağırdı.”Bir vantroluÄŸun hileleriyle bize aldatmak istemeye nasıl cüret edersin! “Bouilland, bir tek insanların konuÅŸabildiÄŸini, makinelerin konuÅŸamayacağını “kavramış” biriydi!”

Maxwel’in konuyla ilgili makalesi aslında 1865 yılında yayınlanmıştı.

Maxwel’in Elektromanyetik Dalga Kuramı, büyük bir düşünsel baÅŸarıydı ama bazı İngiliz ve Avrupalı bilim adamlarının fazlaca ilgisini çekmemiÅŸti. Makalesinin yayınlanışından tam 23 yıl sonra 1887 yılında Alman fizikçi Heinrich Hertz (1857-1894), elektromanyetik dalgaların varlığını denel olarak kanıtladı.

Hertz, bunu başarabilmek için, dalgaları yayan bir verici ve bir alıcı yapmıştı. Böylelikle dalgaların iddia edildiği gibi hareket ettiklerini kanıtlayabilecekti; ama o zamanların iyi donanımlı laboratuvarlarının çoğunda bulunabilecek basit elektrikli teçhizatı kullanmıştı.

Hertz’in vericisi, aküyle çalışan bir endüksiyon bobiniydi; yani günümüz otomobillerinde bulunan ateÅŸleme bobinine (kontakt) benzeyen ve ayarlanabilir bir kıvılcım boÅŸluÄŸu bulunan bir kıvılcım veya endüksiyon bobiniydi. Ayrıca vericinin üzerinde çift kutuplu anten olarak iÅŸlev gören iki tane düz metal plaka bulunuyordu.

Hertz’in alıcısı küçük bir boÅŸlukla ayrılmış bir tel devreydi. Vericilerin boÅŸluÄŸundaki salınım yükü, Uzay’da ışıyan elektromanyetik dalgalar, alıcıya ulaşırken, telde bulunan sabit elektronların hareket etmesine ve devredeki boÅŸlukta bir kıvılcımın oluÅŸmasına neden oluyordu.

Sonuçta, Hertz’in laboratuvarında kıvılcımlı telsiz telgraf sistemi doÄŸmuÅŸ oldu. Üzerinde yapılacak önemsiz deÄŸiÅŸikliklerle Hertz’in cihazı, kodlu mesajlar gönderebilecek bir biçime dönüştürülebilrdi. Ama ne var ki Hertz, iletiÅŸim teknolojisiyle ilgilenmiyordu.

Sonuçta o, Maxwell’in kuramsal çalışmasının önemli bir kısmını deneylerle doÄŸrulayan bir bilim adamıydı. Hertz’in yaptığı deneyleri açıklayan popüler, çaÄŸdaÅŸ yorumlar, bu deneylerin olası pratik kullanımlarından söz ediliyordu; ama Hertz, araÅŸtırmasının bu yönüne iliÅŸkin olarak hiçbir yorumda bulunmadı.

Bu sıralarda İngiltere’de Sir Oliver Lodge (1851-1940) da benzer çalışmalar yapıyordu. Bu çalışmaların aksayan yanları bulunmasına karşın, Hertz, telsiz dalgalarının, telgrafın keşfinde ilk adımları yansıtır.

Hertz ve Lodge, verici ve alıcı cihazları belirli bilmsel ilkeleri kanıtlamak amacıyla yapmışlardı; ama yine de Lodge, Alman meslektaşına kıyasla, teknolojik sorunlarla daha fazla ilgileniyordu. Sözgelimi, elektrik dalgaları üzerine yaptığı araştırma, fırtınalı havalar sırasında yeterli koruma sağlayamayan yıldırımsavarların gelişkin hale getirilmesine yönelik bir araştırmadan türemişti.

Uygulamaya yönelik ilgisine ve elektromanyetik ışıma hakkındaki üstün bilgisine rağmen Lodge, telsiz telgraf düşüncesine ilk yönelenlerden birisi olamadı.

1892 yılında bir baÅŸka İngiliz fizikçi (tabi ki o da bir Sir), Sir William Crookes, popüler bir bilim dergisinde, Hertz’in keÅŸfettiÄŸi dalgaların mucizelerini öven bir makale yazmıştı. Crookes’in kehanetlerine göre bu dalgalar, gelecekte hava koÅŸullarının kontrol edilmesini, daha iyi ürünler yetiÅŸtirilmesini, aktarım telleri kullanmaksızın evlerin aydınlatılmasını saÄŸlayacaktı; o sıralarda ise tellere, direklere, kablolara veya pahalı aletlere gerek duymayan bir telgraf sisteminin yaratılmasında kullanılabilirlerdi.

Tarihçi Hugh G.J.Aitken ise, 1892 yılının telsizle iletiÅŸimin geliÅŸiminde bir sınır çizdiÄŸine inanıyor. Önceleri, elektromanyetik dalgalar üzerine yapılan deneyler, Maxwell Kuramı’nı geçerli kılma amacını güdüyordu. Ama 1892 yılından sonra deney yapan kiÅŸiler, sinyal gönderme sistemlerine, yeni cihazların geliÅŸtirilmesine veya icat edilmesine ve bilimsel makaleler yerine, patent baÅŸvuruları gerektiren ticari geliÅŸmelere yöneldiler.

Lodge, 1894 yılında İngiliz Bilim GeliÅŸtirme DerneÄŸi’nin yıllık toplantısında, icat ettiÄŸi vericiyi tanıttı. Yaklaşık 55 metrelik bir uzaklığa, mors alfabesiyle sinyaller gönderdi ve telsiz telgrafın sunacağı olanakları anlattı. O sıralarda Lodge, telsizle iletiÅŸim konusunda bilimsel ve teknolojik geliÅŸmeleri yakından takip ediyordu ve bu alandaki bilgisi oldukça fazlaydı.

Bunun yanısıra, bu konunun gelecekte çok büyük bir etkiye sahip olacak yönleri üzerinde de çalışmalarda bulunuyordu ki bunlar arasında en önemlisi ’seçici akort’ tu. Bu buluÅŸ, telsizle iletiÅŸimden yararlanan kiÅŸilerin daha düşük frekanslarda haberleÅŸmelerini saÄŸlayacak ve böylelikle baÅŸka sinyallerin araya girmesini engelleyecekti.

Maxwell, 19. yüzyılın büyük öncülerinden biridir. Bir gazın sıcaklığının o gazın molekülleriyle iliÅŸkisini açıkladı ve “gazların kinetik kuramı” nın oluÅŸmasında belirleyici rol oynadı. Aynı matemaktiksel hünerini, elektrik ve manyetizma olayları arasındaki iliÅŸkiyi açıklayan denklemleri kurarken de kullandı. O, gerçek bir araÅŸtırmacıydı. Mekanik ve astronomi ile de ilgilendi. 1861 yılında renkli fotoÄŸrafı ilk olarak o çekti.

Yazιyι Görüntüle...

Elveda Tatlım Elveda Sana :)

Mon, May 1, 2006

Yorum Yok

Windows 98′e vedalar olsun sana

Heyyy gedi günler hey azmı format atıp elimde windows 98 cd si ile dolaÅŸmadık, azmı driver derdine düşmedik, azmı be ha azmı….

Ulan microsoft microsoft olalı böle sorun yaşatan işletim sistemi görmedi :)

Kardeşim oke eyvallah yaptın tmm ilklerdensin ama ne buya XP gorunce insan içi açılıyo zırt pırt oto şeye kapanmıyo.. 98de ise zart Yeniden Başlat zurt Yeniden Başlat aaaa diyosun be 10 kez başlattın şimdiye yeni windows kurardım ne sanki bana ya. işlerimi mi azaltcak bu windows bana dert mi açcak kullanmıyom lan diyip bi köşeye atamıyozki elin mahkum sıkıyosa kurup kullanma..

 maksimum.com daki haber ise şöle…

Masaüstü bilgisayarlarda yüzde 95`in üstünde pazar payına sahip Microsoft, XP kodlu iÅŸletim sistemini çıkaralı altı yıl oldu ancak özellikle birçok kiÅŸisel bilgisayarda daha eski Windows sistemleri kullanılıyor.Â

Firma bugünlerde kullanıcılara bu sistemler için destek döneminin sona ermek üzere olduğunu hatırlatıyor. 11 Temmuz 2006 tarihinden itibaren Microsoft, Windows 95, Windows 98 ve Windows ME sistemlerine güvenlik yaması ve benzeri otomatik destek hizmetlerini durduracak. Kullanıcılar kendileri 11 Temmuz 2007 tarihine kadar destek paketlerini yükleyebilecek, ardından hizmet de sona erecek. Firma iki hafta önce bu sistemler için üç kritik yama yayımlamıştı.

Yazιyι Görüntüle...

Yemek Başlıyooo (Domuz Yağı Yoktur)

Sat, Apr 29, 2006

Yorum Yok

Yemek Başlıyooo (Domuz Yağı Yoktur)
           Evet şimdik geldik en civcivli bölüme J Neden diyeceksiniz? Ne bu lan kitap mı? Yoksa reklam filmi mi?
          Â
Cidden Gülmekten yarılabilirsiniz. Yanınızda 404 yapıştırıcı bulundurum derim bende sölemesi.
Artık yemeğimizde iyi bir bilgisayar sipariş ettik. Aşçımız domuz yağı kullanmasın diye iyice tembih etmek lazım. Sonra kayışı kopmuş araba gibi olmasın sonra animallah durduramayız. Aşçımız sonunda işlerini bitirdi. Oooo bakın kimleri görüyoruz garsonumuzda yola çıkmış bilgisayarla. Çok güzel gözüküyor ki (Hatırlatın bu garsona bahşiş verelim)
Evet geldi masaya bıraktı, kapağını açtu, servisi yaptı. Eee nasıl yiycez biz bunu???
“Kardeşim ilkkez görüyoz bu nedir?� diye soramaz çoğu kişi. Utanır kılası sarsılır. Erkekliğin 17. Maddesi “Bilmezsen bile bilmediğini belli etme�. Belli etmedikte ne oldu garsoncağızımız gitti.
Yemekteki bilgisayarımızla başbaşa kaldık. “Ne yapacağız lan şimdi bunu. Hapı yuttuk!!!� diyenler çoktur. Ne hapı kardeşim koskoca bilgisayarı yutacaksın birazdan farkında değilsin.
          Â
           Valla bu olaylar az uz değil bi kaç örnek ve ardından benim maceralarım geçeçez. Yılıyoooo.
           404 hazırmı ??? Bak sonra sölemedi demeyin. Yanınızda birini bulundurun. Çatlayınca size 112 kadar yakın olmalı J
           İlk gırgırımızla başlıyoruz. Ar yu redii?
Kiz: Alo
Erkek: Alo naber?
Kiz: Iyi sen
Erkek: Iyi , hayirdir ?
Kiz: Ya Gökhan yeni bilgisayar aldim, bana ögretsene su mereti kullanmayi
Erkek: Peki bi açta sen önce
Kiz: Nasil açiliyo
Erkek: Power dügmesine bas
Kiz: Ee bastim bisey gözükmüyo
Erkek: Monitorü açtin mi ?
Kiz: Haa bekle açiim
…( yarim saat sonra )
Kiz: Olm niye kapadin teli ??
Erkek: Ee kesildi sandim ?!
Kiz: Monitorü aç dedin anca açtik evde tornavida kalmamis gittim bi de
tornavida aldim, o sirada bi de tirnagim kirildi çok aciyo
Erkek: Naptin kizim sen manyak misin ??
Kiz: Monitorü açtimda nasil bisey gözükecek onu anlamadim ne anlami vardi ?
Erkek: Off sen onu kapa sonra beni ara …
Kiz: Ya sen de… bi kapa bi aç!
…( 20 dakka sonra )
Kiz: Ay of kapadim
Erkek: Simdi açtinmi?
Kiz: Neeaa yine mi ?
Erkek: Hayir onun da power dügmesine bassan
Kiz: Ya 1 saat bosuna mi ugastirdin beni ?
Erkek: Sen kendin ugrastin ben bisey demedim
Kiz: Neyse giriyo windows a ..
Erkek: Oooo windows bilirmiyiz )
Kiz: Biliorum biseyler heralde
Erkek: Girdi mi ?
Kiz: Girdi
Erkek: Ee ne istiosun ne ögretiim ?
Kiz: Yaaa ben nete girmek istiyorum nasi giricem?
Erkek: Senin modemin var mi ?
Kiz: Yok ben de o dediginden
Erkek: Sende diil bilgisayarda olcak zaten!
Kiz: Bilmem var mi??
Erkek: Off off bak simdi orda bilgisayarim yazan bi ikon var
Kiz: Ne var , ne var ??
Erkek: Ikon ikon , sen annamazsin ki simdi … logo gibi bisey
Kiz: Heh var noldu ?
Erkek: Ona sag tusla tikla
Kiz: Sag tusuna basiyorum bisey olmuyo
Erkek: Nasil olmaz bas bi hemen açilacak ??
Kiz: Ee sag tusuna basiyorum klavyede bisey olmuyo
Erkek: Hayir fareyle tiklican
Kiz: Ayyy ben fare mare ellemem !!
Erkek: Offf bilgisayarin faresi mouse be mouse varya hani böle iki tuslu !
Kiz: Heeee ( d|l|l| d|l|l| ) ay bekle cebim çaliyo
Erkek: Cebine alarmi taktin ehehehhe
Kiz: Igrençsin !!!
( Arka Plan : Alo , aaaaaa Pino naber canim , bende iyiim nolsun , hiç
iste bilgisayar aldik gökhan onu anlatiyodu, ay ****misin telefonda
anlatiyo ne özel dersi, hadi çocuk bekliyo simdi bekletmiim sonra konusuruz öptüm byebye )
Kiz: Heh geldim
Erkek: Hosgeldin bittimi konusman
Kiz: Evet kisa kestim , e nerde kaldik ?
Erkek: Simdi sen soganlari rendeliyodun ben de sosu firina veriodum
Kiz: Ne diosun sen ya ?!
Erkek: Nerde kalcaz sana fareyi anlatiyodum
Kiz: Heh anlat gerisini ben tikladim
Erkek: Orda gir özelliklere bak bi tane telefon resmi varmi yokmu
Kiz: Var da biraz eski bir telefon
Erkek: Tövbe tövbe!!!! resim o kizim eski yeni ne farkeder, simdi çevirmeli aga gir
Kiz: Neye neye ?
Erkek: Off bilgisayarima bu sefer sol tusla iki kez tikla, aman dikkat fareyle tikla
Kiz: Ben salak miyim ??
Erkek: Yok ben sadece söliim dedim
Kiz: Eee noldu tikladim ?
Erkek: Simdi kapa
Kiz: Niye açtirdin o zaman ??
Erkek: Bastan al
Kiz: Manyak misin sen ya ??
Erkek: Açtin mi ?
Kiz: Açtim
Erkek: Tamam sen bekle ben biseyler yiip geliyorum
…( 15 dakka sonra )
Erkek: Ben geldim kizim orda misin hala ??
(hmmm evet bence de, ya mango güzel de pahali biraz hmm ya ay dur
gökhan geldi galiba hadi öptüm baay ) geldim geldim.
Erkek: Heh geldin sinir sey napiim simdi hadi çabuk ol çikicam kizlarla
Kiz: Nereye ?
Erkek: Sana ne ya hadi !!!
Kiz: Iyi peki
Erkek: Orda çevirmeli ag diye bisey var ona çift tikla
Kiz: Tikladim
Erkek: Orda yeni baglanti yap var hepsine ileri ileri diyerek geç
Kiz: Ileri, ileri e geçmiyo bu
Erkek: Ya offf, Tiklican be tiklican !!
Kiz: Hee tamam
Erkek: Ee noldu simdi ? o yeni çikan seyi aç
Kiz: Açtim
Erkek: Telefon numarasi yazilan yere 146 yaz
Kiz: Yazmam
Erkek: Niye ?!
Kiz: Porno sitesi di mi orasi çok adisin !!
Erkek: Ya kizim internete girmedin ki ?!
Kiz: Girdim ya
Erkek: Girmedin daha !
Kiz: Sallama be !!
Erkek: Offf !!! oraya 146 yaz baglana tikla öle giricen
Kiz: Hee peki bak kötü bisey varsa ..
Erkek: Yok be yok !!
Kiz: Ee baglan dedim baplanmiyo
Erkek: Telefon hatti açik ondan
Kiz: Hattimi kim açmis ??
Erkek: Ben
Kiz: Niye açtin ?
Erkek: Yahu telefonla konusuyoruz ya
Kiz: Internete telefonla mi giriliyo
Erkek: Evet öyle biraz
Kiz: Hmm ozaman kapa da giriim
Erkek: Hadi kapatiyorum gir, giremezsen ara
Kiz: Ben aramam sen ara
Erkek: Yahu ben niye ariim ??
Kiz: Iyi be tamam! of! görüsürüz bay
Erkek: Bye
İşte ben buna yarılırım J. Süperdi ya bende bu olayı ilk okuduğumda köşegen sayımı hatırlamıyorum ama varmış böyle insanlarda.

Yazιyι Görüntüle...